Nedir Bir Tık? Reklam ajansı çalışanlarının belki de en sık duyduğu, öte yandan en sık da sinirlerini zıplatan kelime grubudur. Bakmayın öyle masum durduğuna, krize sokar bazen ajansı, grafik tasarımcıyı canından bezdirir ve mesleğe küstürür.

Ve o “bir tık”, hiç bir zaman tek bir tık olarak kalmaz, o sadece bizi bekleyen yola çıkış noktasıdır. 11 tık hatta 51 tıka kadar gider. Genelde logo için kullanılan bu kavram, biz ajans çalışanlarının kanayan yarası, korkulu rüyasıdır. Bazen, zaten büyütecekler diye tasarıma küçük koyarız logoyu (pazarlık payı bırakırız kendimizce) ama yine de büyütülür o logo, büyümekle kalmaz bir tık üste çıkar bir tık da sağa kayar.

Tüm bunlar olurken bizler, müşterimizin istediği ile doğruluğundan emin olduğumuzu yapmak arasında gider geliriz. Zira sizin basit bir çalışma olarak gördüğünüz tasarımın üzerinde, biz günlerce düşünmüş, piyasa araştırması yapmış, trendleri araştırmışızdır. Üstelik tüm bunların yanında hem hedef kitlenizi hem de sizlerin beğenilerini de hesaba katmışızdır. İşte bu sebeptendir ki “bir tık” meselesine bu kadar üzülüp, geriliriz.

Çalıştığınız reklam ajansına güvenmelisiniz, güvenmediğiniz ajansla zaten çalışmamalısınız.

Biz öncelikle müşterilerimizi iyi dinleriz ve yaptığı işi ve ihtiyaçlarını doğru anlarız.

Daha da önemlisi yaptığımız işi iyi biliyoruz. Her birimiz alanında uzman ve profesyoneliz, bu yüzdendir ki yaptığımız tasarımların doğruluğuna inanır, işimize çok fazla müdahale edilmesine gerek bırakmayız.

O değil de bir kavramı bu kadar sevmezken nasıl kullanır ki insan? Bazen dilimize doladığımız “bir tık”ları duyunca hayretler içinde kalıyoruz. “Nagehan bir tık kaysana Aliye de otursun”, “Bahar benim pilav bir tık daha az olsun” demişliğimiz vardır[Simge] Ama kararlıyız; bizleri bu kadar bezdiren bir kelimeyi bir daha ne kullanacağız ne de kullandıracağız.

Şaka bir yana; bugüne kadar yaptığımız işlere “bir tık” müdahale eden tüm müşterilerimize sevgilerimizi gönderiyoruz. Onlar sayesinde bu mesleğin zorluklarıyla başa çıkmayı ve doğru bildiğimizi kırmadan anlatmayı öğrendik.

İkies ailesi olarak doğru olanı yapma gayretimizden asla vazgeçmeyeceğimizi belirtiyor, yazımızı ekibimizin bağrı yanık metin yazarı Aliye’nin yazdığı bir şiirle noktalıyoruz;

İKİES DERLER ADIMA

Herkes işini bilse,
Reklamcısına güvense,
Ne de güzel olurdu,
Revizeler gelmese.

Like, pr, event,
Dijitalde keramet,
Sen düşünme bunları,
O işler bize emanet.

İş yaptık beğenmedin,
“Başka bişi” istedin,
Ne olduğunu söyle de;
Biz de rahat edelim.

Gel markam anlaşalım,
Birazcık kasmayalım.
Bana bırak kendini,
Beraber para sayalım.

İkies derler adıma,
Dostum burası Adana,
Her dediğini yaparsam,
Bana ne gerek var acaba?

Bir cevap yazın