Yaptığınız iş ne olursa olsun, verdiğiniz hizmet ya da pazarladığınız ürünün talep görmesi için kullanacağınız en büyük silah hiç şüphesiz ‘iletişim’dir.

Hepimizin bildiği gibi, çağımız teknoloji ve iletişim çağı. Bu da gücünü teknolojiden alan sosyal medya mecralarını, iletişim kanallarının zirvesine yerleştiriyor. Kitlesel iletişimin giderek çevrimiçi mecralara kaydığı günümüzde, markaların hedef kitleleri ile buluşması için bu mecraları kullanmaları gerekliliği de haliyle kaçınılmaz oluyor.

Artık hemen her işletme, sosyal medyanın gücünün bir pazarlama fırsatı olduğunun farkında. Fakat bununla birlikte hala birçok marka sosyal medyanın planlı ve doğru yönetilmesi noktasında, profesyonellikten oldukça uzak adımlar atmakta.

Sosyal medya mecraları ağzı olanın konuştuğu, övgünün de yerginin de açıkça dile getirildiği, gündeme göre anlık pozisyonların alınması ve hedef kitleye sesleneceğimiz tonun çok doğru belirlenmesi gerektiği platformlardır.

Peki markanızın çevrimiçi pazarda güçlü ve aktif olabilmesi için nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

Sosyal medya demek, büyük ölçüde içerik demektir. Özgün, dikkat çeken ve marka kimliğiniz ile örtüşen içerikler yaratarak, takipçilerinizin dikkatini çekebilir ve onları markanız hakkında konuşmaya itebilirsiniz.

Sürekli paylaşım yaparak insanları sıkmak yerine, hedef kitlenizi bıktırmayacak bir paylaşım takvimi üzerinden ilerlemeniz doğru olacaktır.
Dini, siyasi ve spor kulüplerine yönelik, insanları kutuplaştırması muhtemel konuları içeriklerinizden uzak tutmanız hem sosyal medyadaki itibarınız hem de marka kimliğinizin korunması açısından her zaman hayrınızdadır.

Takipçilerinizin yorum ve mesajlarına hızla ve en doğru şekilde yanıt vermek, markanızın güvenilirliğini arttırmanız açısından hiç şüphesiz bir fırsattır. Ancak unutmayın ki; sorularına zamanında ve doğru yanıt alamayan bir hedef kitle, aynı zamanda markanızın üzerini çizmekte geç kalmayacak bir kitledir.

Markanızı çok doğru ve net bir şekilde ifade etmeniz ve herhangi bir sosyal medya krizine sebep olabilecek hareketlerden kaçınmanız gerekmektedir. Sosyal medyada, yanlış strateji ve kampanyaların zaman zaman birçok büyük markayı bile ciddi dijital krizlerin içine ittiği olmuştur. Örneğin; geçtiğimiz yıllarda ülkemizi yasa boğan Van depreminin yaralarının sarılmaya çalışıldığı günlerde Onur Air’in bu durumu fırsat bilerek takipçi sayısını arttırmaya yönelik bir kampanya başlatması, markanın ciddi anlamda tepki çekmesine ve itibarının zedelenmesine neden oldu.Onur Air, Facebook’daki resmi sayfasını beğenen her kullanıcı için Van’a 0.5 TL’lik yardım yapacağını açıkladı. Depremin yaralarının daha çok taze olduğu ve insanların bu konuda oldukça hassas oldukları bu dönemde böyle bir kampanya başlatan Onur Air’e sosyal medya üzerinden binlerce tepki yağdı. Daha sonra kampanya durduruldu ve özür dilendiyse de, iş işten geçmişti.

Görüldüğü üzere sosyal medya yönetimi, tüketici iç görüsünün kıldan ince köprüsü üzerinde ilerleyen bir iş kolu. Anlık bir hata ya da yeterince doğru yönetilmeyen bir hesap, köklü bir markanın yıllar içerisinde oluşturduğu marka itibarını yerle bir edebiliyor. Bu noktada markalara da; ya sosyal medyadan uzak durmak ya da bilgi ve yetkinliğini yaptığı işlerle kanıtlamış çözüm ortakları ile çalışmak düşüyor.

Siz de markanızın böyle bir çözüm ortağına ihtiyacı olduğunu düşünüyorsanız tam da bu yetkinlikte hizmet veren bir ekip tanıdığımızı belirtmek isteriz.

Bir cevap yazın